Personalized List >   Fırsatlar >   Eğitim

Bireysel başarının sırrı sürünün peşinden ayrılmakta

Dilimize yerleşik 'sürü psikolojisi' ifadesini herkes bilir. Bu yakıştırma, sanki göçebelikten kalmış bir miras gibidir. Bu nedenle bizim kültürümüzde, bireyin tek başına hareket etmesi pek hayra yorulmaz. Sürüden ayrılanı kurt kapar!
Batı'da bireycilik, 18. yüzyılın sonlarına doğru, endüstri devrimiyle birlikte değer haline geldi. Üstelik süreç, psiko-sosyolojik ahlak tanımlarını kapsayacak şekilde hızlı gelişti! 'Montaigne', 'John Locke' ve 'Adam Smith' gibi düşünürlerin bireye değer veren yaklaşımları, yalnız kapitalizm odaklı görüşleri değil; farklı düşüncelerin de birer erdem olduğunu ispat etti. İcatlar, bireyciliğin yükselmesi sayesinde gelişti. Böylece sanatta, bilimde, ticarette önemli adımlar atıldı.
Çoğunluğun yaptığını tek doğru kabul edip katarın peşine takılanlar ise hem ticarette hem de bilimde geri kaldılar. Batı, 'farklılığa' angaje olurken; Doğu, "Herkesin yaptığında bir hikmet vardır" kolaycılığına teslim oldu. Uzmanlar bugün bu davranışa, bir katarın peşine takılmaktan galat, 'bandwagon etkisi' diyor.

Sürünün peşine takılan kaybeder
Davranışın tipik örneği, özellikle ticari hayatta görülüyor. Bir bakıma insanlar, 'birey olma' duyarlılığını yitirip çoğunluğun rüzg¢rına kapılmış oluyorlar. Genel kuralı şöyle özetlemek mümkün: Ne kadar çok kişi bir şeye körü körüne inanıyor ve onu ısrarla izliyorsa, 'bireysellik' vasfı anında yok oluyor. İşin diğer boyutu ise 'kolektif algıdan güç kazanma' arzusu.
Örneğin, birkaç sezon domates yetiştirmek alışkanlık haline gelmişse, çiftçilerin çoğu yine kendi arasında sözleşmiş gibi domates ekmeye devam ediyor. Ya da 'kafe' açmak bir kentte moda haline gelmişse, bu işi sürdürmek girişimciliğin sembolü sayılıyor.
Sanayicilikte de aynı durum geçerli: Geleceğe değil, geçmişe bakılarak yatırım yapılıyor. 'Tutmuş işler' kopya edilip hep aynı katarın peşinden gidiliyor. Demir çelik, lojistik, enerji, tekstil, perakendecilik, mağazacılık gibi sektörlerde 'bandwagon'un sayısız örnekleri var.
Peki, 'bandwagon etkisi'nden kurtulmak için ne yapmak gerekiyor? Sadece fizibilitenin doğru sonuç vermesi yeterli mi? Elbette ki hayır! Ama hastalık basit bir kurgunun hayata geçirilmesiyle düzeliyor: Önemli olan geleceğin beklentilerini şimdiden okuyabilmekte! Bunun yolu ise davranış psikolojisini bilmekten geçiyor. Hem bireyin hem de toplumun gelecek davranışlarını tahmin edip yorumlayanlar zaten 'insiyaki olarak' farklı oluyor.

Klasik sektörler yeniliğe evriliyor
Dışarıdan basit bir örnek vermek gerekirse, fotoğraf endüstrisinin bugün dramatik biçimde devre dışı kalması tam bir vaka çalışması! Zamanında dijital teknolojiyi yeterince okuyamamak çok sayıda sorunun oluşmasına yol açtı. Şimdi aynı durum kısmen otomotiv endüstrisinde de geçerli! Değişimin en kestirilemez olduğu alan ise şu çok güvendiğimiz gıda sektörü.
Toplumda şöyle bir inanç var: "Beslenmeyle ilgili işler hiçbir zaman ölmez! Gıda sektörü günümüzün en risksiz girişim alanlarından biridir." Bu düşünce tipik bir bandwagon etkisinden başka bir şey değil oysa! Fütürizm gözlüğüyle gelişmeleri değerlendirenlere göreyse en dramatik değişimler gıdada olacaktır çünkü.
Gıda sektöründe farklılığın boyutları nereye kadar uzanabilir? Gıdada organik temelli ürünlerin yıldızının parlamaya başlaması, bu değişikliğin habercisi olabilir mi?
Elbette süreç bu kadar basit değil. Gıda sektöründe daha keskin farklılıkların yaşanacağını şimdiden söylemek mümkün...
Dikkati çeken ilk şeyse protein üretiminde doğrudan etin yerine geçecek yeni teknolojilerin gelişiyor olması. Üstelik bunlar soya kaynaklı teknolojiler de değil. Mantar gibi kimi bitkilerin melezlenmesi yoluyla elde edilen kas benzeri yapay dokular gıda sektöründe yeni bir devrimin kapısını aralamak üzere. 'Myoblast' hücreleriyle mantar dokuları sentezlenerek yapılan çalışmalar epey lezzetli yapay etleri sofralarımıza getirmeye hazırlanıyor. Üstelik bunların görüntülerini bir biftekten ayırt etmek çok zor! Doğrusu et fiyatlarının artmaya devam ettiği şu günlerde, böylesi bir gelişme hiç de yabana atılacak gibi değil!


Not Defteri
"Dünyada her şey yok olup gitse de ümitlerimizin kaynağı gelecek düşüncesi daima dimdik ayaktadır. Çünkü tüm rüyaları gerçeğe dönüştüren hik¢yeler yalnız geleceğin ufkunda gizlidir."
Mark Twain

Nur DEMİROK

Referansgazetesi.com

Tarih: 16.04.2010 Cuma Sektör: Kaynak: REFERANS GAZETESİ

AnasayfaBize UlaşınSite HaritasıSiteye Davet444 KOBİ
Copyright ©2006 Türkiye Garanti Bankası A.Ş.
İnternet adresi www.kobigaranti.com olan bu sitede yer alan her türlü bilgi, haber vs., bu konularda hizmet alınan üçüncü kişi ve/veya kişilerden sağlanmakta olup T.Garanti Bankası A.Ş. tarafından mümkün olabildiğince güncel tutulmaya çalışılmıştır. Ancak web sayfamızda yer alan bilgiler ve bu bilgilerin doğrulukları tarafımızca hiçbir şekilde garanti edilmemektedir. T. Garanti Bankası A.Ş., bu sitede yayınlanan haberlerin ve yer alan bilgilerin eksik, yanıltıcı veya hatalı olmasından ve bu bilgilere güvenilmesi sonucu doğabilecek maddi zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.